
Neşet Ertaş ANDROİD ROBOTU http://(https://tr.wikipedia.org/wiki/Neşet_Ertaş)
Sanatın ruhu ile teknolojinin soğuk metalini bir araya getirmek, sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda büyük bir vizyonun eseridir. Heykeltıraş ve bilim insanı Adil Çelik, bu vizyonu 1990’lı yıllardan bu yana geliştirerek Türkiye’de hiper-realistik robotik sanatın öncüsü olmuştur. Bu yolculuğun en duygu yüklü ve teknik açıdan en zorlu duraklarından biri ise şüphesiz “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş projesidir.
Her büyük proje bir hayalle başlar. Takvimler 2001 yılını gösterdiğinde, henüz dünyada yapay zeka ve insansı robotlar bugünkü kadar erişilebilir değilken, Adil Çelik bir “Yaşayan Tarih” konsepti üzerine çalışmaya başladı. Amaç, Anadolu’nun ruhunu temsil eden değerleri, sadece cansız heykellerle değil, nefes alan, konuşan ve sanatını icra eden birer teknoloji harikası olarak geleceğe taşımaktı.
Neşet Ertaş, bu proje için seçilen en kritik isimlerden biriydi. Onun sadece fiziksel görüntüsünü değil, o kendine has mahcubiyetini, bağlamasına olan tutkusunu ve bakışlarındaki derinliği bir makineye aktarmak, heykeltıraşlık hassasiyeti ile ileri düzey mühendisliğin kusursuz uyumunu gerektiriyordu.
Bir projeyi hayata geçirmek bazen aylar alır, ancak bir “ruh” yaratmak yıllar sürer. 2001 yılında temelleri atılan Neşet Ertaş robot projesi, tam 11 yıl boyunca aralıksız bir AR-GE sürecine tabi tutuldu. Bu süre zarfında:
Hiper-Realistik Doku: İnsan deri dokusuna en yakın, ışığı kıran ve gözenekli yapıya sahip özel silikon bileşenler geliştirildi.
Animatronik İskelet: Ozanın bağlama çalarken kullandığı parmak hareketlerini taklit edebilecek mikro-motor sistemleri ve eklem yapıları tasarlandı.
Mimetik İfade: Neşet Ertaş’ın karakteristik yüz ifadelerini, göz kırpışlarını ve dudak hareketlerini senkronize eden yazılımlar kurgulandı.
Bu 11 yıllık süreç, teknolojinin sanatın emrine girdiği, her bir detayın ilmek ilmek işlendiği bir sabır sınavıydı. Adil Çelik, atölyesinde bir bilim insanı titizliğiyle çalışırken, bir heykeltıraşın estetik kaygısından asla ödün vermedi.
Takvimler 2012 yılını gösterdiğinde, 11 yıllık emeğin meyvesi olan hiper-realistik Neşet Ertaş robotu kamuoyuna tanıtıldı. Bu tanıtım, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında robotik sanat çevrelerinde büyük ses getirdi. İzleyiciler, karşılarında sadece bir “makine” değil, bağlamasının tellerine vuran, mırıldanan ve canlıymış hissi veren bir efsane gördüler.
Projenin başarısı, teknolojinin ne kadar geliştiğinden ziyade, bu teknolojinin bir halk ozanının mirasını korumak için ne kadar zarif kullanılabileceğini kanıtlamasıydı. 2012’deki bu büyük adım, Adil Çelik’in “Robot Teknolojileri” markasının uluslararası standartlardaki yetkinliğini de tescillemiş oldu.
Bugün adilceliksanat.com üzerinden dünyaya açılan bu vizyon, müzecilik anlayışını kökten değiştiriyor. Adil Çelik, “Yaşayan Müze” konseptiyle tarihi sadece kitaplardan okunur olmaktan çıkarıp, karşılıklı göz teması kurulabilen bir deneyime dönüştürüyor. Neşet Ertaş projesiyle başlayan bu yolculuk, bugün Atatürk’ten Mozart’a kadar geniş bir yelpazede, tarihin kahramanlarını yeni nesillere tanıtmaya devam ediyor.
,Neşet Ertaş projesi,Aşık Veysel, Adil Çelik’in bugün gerçekleştirdiği Bandırma Gemisi projelerinin en önemli yapı taşlarından biridir. Bugün adilceliksanat.com çatısı altında toplanan bu çalışmalar, tarihsel kişiliklerin dijital ve robotik dünyada yeniden hayat bulmasını sağlıyor.
Adil Çelik’in 2001’de kurduğu hayal, bugün yapay zeka entegrasyonu ve ileri seviye animatroniklerle dünyanın en prestijli projeleri arasında yer alıyor. Geçmişin değerlerini, geleceğin teknolojisiyle “yaşatmak” vizyonu; sadece bir mühendislik başarısı değil, kültürel mirasa duyulan en derin saygının bir ifadesidir.